Osmanlıca’ nın Tarihi Süreçteki Seyri

 

Osmanlıca’ nın Tarihi Süreçteki Seyri

Osmanlıca, Osmanoğulları’nın devletleşmesinden sonra 1299-1928 yılları arasında kullanılan ve Arap harfleri ile yazılıp Türkçe okunan bir lisandır. Osmanlıca’nın kökeni, 24 oğuz boyunun okuyup yazdığı, Oğuz şivesine dayanmaktadır.

        Aslına bakacak olursak Osmanlıca da kullanılan Arap alfabesi Türklerin hayatına ilk defa Osmanlı Devleti Döneminde girmemiştir. Arap harfleri Türklerin hayatına İslâmiyet’e girmeleriyle birlikte başlamış, 10. Asırdan 20. Asrın başlarına kadar yaklaşık bin senelik bir süreç içerisinde kullanılmıştır.Türkler Arap alfabesini kullanmaya başlamadan önce Uygur Türkçesi’ni kullanmaktaydılar. İslamiyet’i kabul ediş süreci ile birlikte Arap harfleri alınmış, Uygur Türkçesinin yanında kullanılmıştır. Bir müddet çifte alfabe olarak aynı Türk bölgesinde birlikte kullanılmış olduğu gibi, aynı eserlerde satırların alt alta bir Uygur, bir de Arap harfleri ile yazıldığı da olmuştur.

      Bu geçiş sürecinde Arap harfleri yazı lisanı olarak Uygur Türkçesinin son zamanı ile Arap harflerinin Türklerin hayatına girdiği devrelerinde, yani Kuzey-doğu Türkçesi, Kuzey Türkçesi, Doğu Türkçesi ve Batı Türkçesi devrelerinde kullanılmıştır.

Osmanlıcayı dönemlerine göre sınıflandıracak olursak, 3 döneme ayrılmaktadır.

  • Eski Osmanlıca; (11.yy- 15.yy arasında kullanılmıştır.)
  • Klasik Osmanlıca; (16.yy- 19.yy arasında kullanılmıştır.)
  • Yeni Osmanlıca; (19.yy-20.yy arasında kullanılmıştır.)

        Eski Osmanlıca ya da Eski Anadolu Türkçesi olarak adlandırılan bu devre, yabancı unsurların aslında daha çok Arapça ve Farsça unsurların Eski Osmanlıca veyahut Eski Anadolu Türkçesi’nin yazı diline sokulmasıyla başlamıştır. Bu dönemde Osmanlı devletinin ‘Fatih Sultan Mehmet’ tarafından İstanbul’u fethinden sonra Türkler Anadolu’ya yerleşmeye başlamış ve bu fetihten sonra kurulan saray hayatının etrafında, Arap ve Fars kültürü etkili olmaya başlamıştır.  Etkili olmaya başlayan bu kültür, bu dönemde Eski Anadolu Türkçesinin içine yerleşmeye başlamıştır. Bu dönemde gerek yazı dilinde gerekse konuşma dilinde ki sadelik yavaş yavaş ortadan kalkmaya başlamış ve yabancı unsurların nüfuzu altına girmiştir. Bu devrin sonlarına doğru Osmanlıca tam anlamıyla şekil almıştır.

        Klasik Osmanlıca olarak adlandırılan ikinci devrede ise  Arapça ve Farsça etkinliğini daha da artırarak Türkçenin sadeliği görülmez hale gelmiştir. Bu dönemde Osmanlıca Türkçelikten çıkmıştır. Bu dönemde saray çevresinde, resmi yazışmalarda ve edebiyatta Arapça ve Farsça unsurlar daha fazla etkili olmaya başlamıştır.

        Osmanlıcanın üçüncü evresi olarak nitelendirdiğimiz 19.yy’da başlayıp harf inkılâbına kadar süregelmiş olan “Yeni Osmanlıca” olarak adlandırılan devredir. Bu devre bir önceki dönemlere nazaran Arapça ve Farsçanın etkisinin azaldığı ve giderek sade bir hal aldığı dönemdir. Yeni Osmanlıca devri 1928’de sona ermiş ve Arap harfleri kaldırılarak, Avrupa’nın kullanmakta olduğu okunuşu ve yazılışı kolay olan Latin harfleri getirilmişti. Bu süreçten sonra Osmanlı Türkçesi olarak adlandırdığımız yazı lisanı sona ererek Cumhuriyetin ilanından sonra harf inkılabı ile “Türkiye Türkçesi” dönemi başlamıştır.

Osmanlıca’ nın Tarihi Süreçteki Seyri” için 2 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bitnami