Osmanlıca Bir Dil Mi?

Dil bir milletin hafızasını, imanını, irfanını kültürünü yansıtan geçmiş kuşak ile gelecek kuşak  ara­sında bağlantı sağlayan önemli mekanizmadır. Bir dili anlaşılmaz kılarak var olan benliğinden başka bir benliğe büründürmek, bir millete yapılmış en büyük ihanettir. Bir kavramı en doğru şekilde anlamanın ve ifade etmenin yolu o kavramın menşeini yani anlamını ve tanımını doğru bir şekilde bilmekten ve ifade etmekten geçer. Osmanlıca bir dil mi? Yoksa sadece bir yazı dili mi? Bunu anlayabilmenin en doğru ve sağlıklı yolu Osmanlıca yı doğru bir şekilde tanımlamaktan geçer.

Peki nedir Osmanlıca? Hayatımızda ne gibi bir yeri var? Şu sıralar oldukça neden gündemimizde? İsterseniz bir göz atalım; Osmanlıca: 13 ile 20. Yüzyıl da Anadolu Selçuklu Devleti ve Osmanlı Devleti’nin hüküm sürdüğü topraklarda  kullanılmış olan, Arapça ve Farsçanın etkisinde kalmış bir YAZI  dilidir. Lütfen bu hususa dikkat edelim. Günümüzde ne yazık ki Osmanlıca Türkçeden bağımsız bir yabancı dil gibi bizlere aksettirilmeye çalışılsa da, Osmanlıca Arap harfleriyle yazılan ancak Türkçe okunuşa sahip olan bir dildir. Tıpkı günümüzde nasıl ki Latin harfleriyle yazıp Türkçe okuyoruz Osmanlıcada aynı şekildedir. Alfabe olarak hem Arap alfabesi hem de Farsça ve Türkçe için farklı bir şekilde uyarlanmış bir biçimi kullanılmıştır.  Esasına bakıldığında Osmanlıca yabancı bir dil değildir. Ünlü tarihçi İlber Ortaylı bu durumu şu sözleriyle çok net ifade etmiştir. Osmanlıca, Avrupa dillerindeki Ottoman, Osmanisch kelimelerinin yanlış çevirisidir. Bir dönemi ve bir üslubu nitelendirmek için yanlış kullanılan sıfat, üstelik bir de isim haline getirilip kavram­laştırılmış ve bilgisizce bir kimlik kompartımanına dö­nüş­türülmüştür. Osmanlıca öyle Fransızca ve Rusça gibi ayrı dil olarak anlaşılamaz,  Arap harfleriyle yazılan bir Türkçedir. Her   dil asırdan asıra bazı değişiklikler geçirir ama bu durum ayrı bir dilden söz etmeyi gerektirmez. Nihayet anneannemizle dede­mizin mektuplaşma dilidir. Birçoğumuzun bu mektupları okutmak için ümmi köylüler gibi adam aradığı gerçektir.

Neden Osmanlıca Türkçesi linki verilen yazımızda da Osmanlıcanın nasıl bir dil olduğu ayrıntılı bir şekilde tanımlanmıştır; Osmanlı Türkçesi (Osmanlıca) ise; Hem Arapça’dan hem Farsça’dan kelimeler alarak kendi özgünlüğünü kazanmış, milli kültürümüzün temelini oluşturan, yıllar boyunca kullanılmış bir Türkçe’dir. Bugün geçmişimiz ile geleceğimiz arasında sağlam bir köprü kurmak istiyorsak, bunun birinci ve en önemli basamağı Osmanlı Türkçesi’ni (Osmanlıca)  iyi bir şekilde öğrenmek ve döneminde yazılan hemen hemen her tür belgeyi iyi bir şekilde tahlil edebilmekten geçmektedir.Ecdadımızın bizlere birer emanet olarak bıraktığı gerek kendi memleketimizde gerekse farklı memleketlerde bulunan, hazırlanması ve yapılması aylar, belki de yıllar alan emek, azim ve mücadelenin sevgi ile yoğrularak ortaya çıkarıldığı o efsânevi , bazen bir kağıt bazen bir mezar taşı üzerindeki ‘Osmanlıca’ yazılar, bazen de bugün evlâdın okumaktan âciz ve kadirbilmezliğinin incitici ve üzüntü verici yalnızlığına terk edilmiş durumdadır. Oysa ki onlar ilmek ilmek işlendi, bu uğurda bazen gözlerini kaybedercesine verilen emek ve ortaya çıkarılan o eserler , bugün imdât imdât diye feryat ediyor, âdeta bir turiste yabancı olduğumuz kadar uzak ve garip garip bekleşenler içerisinde kalmış vaziyettedir.Batılı araştırmacı ve yazarların hem konuşma dili olarak Türkçe’yi hem de yazı dili olarak Osmanlı Türkçesi’ni (Osmanlıca) yı öğrenerek ortaya çıkardıkları derli toplu araştırmalardan görüyoruz ki durum bizler için hiç iç açıcı bir vaziyette değil. Gönlünde milli duygu ve düşünceden bir miktar barındıran neslin, içinde bulunduğumuz bu vaziyete üzülmemesi mümkün olmasa gerek.

 

Osmanlıca’ nın Tarihi Süreçteki Seyri

Osmanlıca, Osmanoğulları’nın devletleşmesinden sonra 1299-1928 yılları arasında kullanılan ve Arap harfleri ile yazılıp Türkçe okunan bir lisandır. Osmanlıcanın kökeni, 24 oğuz boyunun okuyup yazdığı, Oğuz şivesine dayanmaktadır.

Aslına bakacak olursak Osmanlıca da kullanılan Arap alfabesi Türklerin hayatına ilk defa Osmanlı Devleti Döneminde girmemiştir. Arap harfleri Türklerin hayatına İslâmiyet’e girmeleriyle birlikte başlamış, 10. Asırdan 20. Asrın başlarına kadar yaklaşık bin senelik bir süreç içerisinde kullanılmıştır.Türkler Arap alfabesini kullanmaya başlamadan önce Uygur Türkçesi’ni kullanmaktaydılar. İslamiyet’i kabul ediş süreci ile birlikte Arap harfleri alınmış, Uygur Türkçesinin yanında kullanılmıştır. Bir müddet çifte alfabe olarak aynı Türk bölgesinde birlikte kullanılmış olduğu gibi, aynı eserlerde satırların alt alta bir Uygur, bir de Arap harfleri ile yazıldığı da olmuştur.

Bu geçiş sürecinde Arap harfleri yazı lisanı olarak Uygur Türkçesinin son zamanı ile Arap harflerinin Türklerin hayatına girdiği devrelerinde, yani Kuzey-doğu Türkçesi, Kuzey Türkçesi, Doğu Türkçesi ve Batı Türkçesi devrelerinde kullanılmıştır.

Osmanlıcayı dönemlerine göre sınıflandıracak olursak, 3 döneme ayrılmaktadır.

  • Eski Osmanlıca; (11.yy- 15.yy arasında kullanılmıştır.)
  • Klasik Osmanlıca; (16.yy- 19.yy arasında kullanılmıştır.)
  • Yeni Osmanlıca; (19.yy-20.yy arasında kullanılmıştır.) daha da ayrıntılı bilgi için linke tıklayarak okuyabilirsiniz. Yukarıda da ifade etmeye çalıştığımız gibi evet Osmanlıca bir dil ancak yazı dili olarak bir dildir. Türk milletinin özünü, milli benliğini tam anlamıyla ortaya koyan yansıtan ancak okumaktan hatta okumayı bilememekten aciz olan bir toplum haline geldik. Osmanlıca milletimize yabancı bir olarak yansıtılmış ve körelmeye mahkum bırakılmıştır. Eğitim-öğretimin birinci basamağında öğretilmesi gereken Osmanlıca yıllarca müfredata dahil bile edilmemiştir. Tıpkı bir Göktürkçe, Uygurca gibi Osmanlıca da yazı dili olarak kullanılan Türkçe bir dildir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bitnami